|
Doğum yeri ve zamanı ile ilgili kesin bilgiye ulaşılamayan Seyit Ahmet-i Kebir er-Rifai Hazretleri,1118 yılında Basra şehrinde dünyaya gelen, Rifai tarikatının kurucusu Seyit Ahmet-i Kebir er-Rifai Hazretlerinin, büyük ihtimalle, torunlarından, halifelerinden, dervişlerinden, müritlerinden veya müntesiplerinden (bağlılarından) biridir. Prof Dr. İsmail Erünsal ile Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak tarafından bir kitap halinde yayınlanan Elvan Çelebi’nin Menakıb’ul-Kudsiyye fi Menasıbi’l-Ünsiyye adlı eserinde belirttiğine göre Seyit Ahmet Hazretleri Orhan Gazi zamanında Horasan’dan Anadolu’ya gelir ve burada bir müddet yaşadıktan sonra 63 yaşında vefat eder. Nitekim, tarikatın kurucusu olan Seyit Ahmet-i Kebir er-Rifai’den ayırmak için Lâdik’teki “Seyit Ahmet-i Kebir er-Rifai” ye “Küçek (küçük) Seyit Ahmet Rifai” denilmektedir. Gavsu’l-Azam Abdulkadir Geylani’nin neslinden olduğu, I. Abdulhamid devrinde yenilenen türbe üzerindeki kitabesinden anlaşılmaktadır. Kitabe metni şöyledir: Evliyâ-i tâcü tahtın kutbi Şah Abdülhâmid Kim ana olmak diler İskender-i Dar’a mürid Hem anın baş Çühedar-ı Seyyid Abdullah Ağa Hazret-i Nuri Efendi zâde ol merdi resîd Gavs-ı Azam Şeyh Abdulkadîr-i dir nesli hem Seyit Ahmet Hâle olmuştur nesebe ol hafîd Şimdi anın türbesin himmetle tecdid eyledi Beyti mâmur oldu dersem de sâf-ı Nur-u Ahmed Hak Teala hörmeti için ol veli ....nin Hazret-i Şah-ı Cihanın ömrünü kılsın mezid Hâle muhtaç oldu mahza kâli birle eyleme Bu mücedded türbenin seridesin küfdesin? Dehina üryân-ı sevb kaale yaz tarihini Seyit Ahmet Hâle gel bu türbedir leys-i cedid 1045 H.?/ 1635 M.
Yaşadığı yıllar ve vefat tarihi hakkında kesin bilgi olmamasına rağmen ,yaşadığı devir hakkında ipuçları veren kayıtlar bulunmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Ahmed Eflâkî’nin “Ariflerin Menkıbeleri” adlı eserinde, Seyit Ahmet Kuçek Rıfai hakkındaki menkıbelerde onun, Sultan Veled’in oğlu ve Mevlevi Tarikatının IV. Postnişini olan Ulu Arif Çelebi ile görüştüğü kesin olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, Seyit Ahmet er-Rifai Hazretlerinin Konya’ya gittiği, ateş, şiş ve gürzlerle gösteri yaptığı ve bu zikir şeklini Mevlana’nın kızının çok beğendiği belirtilmektedir. O halde hem Mevlana, hem de torunu Ulu Arif Çelebi ile çağdaş olduğu, 1250-1335 tarihleri arasında yaşadığı söylenilebilir. Ünlu tarihçi İbn Batuta da 13. yüzyılda Anadolu’ya yaptığı seyahatte Küçek Seyit Ahmet-i Rifai ile karşılaştığını yazar. Prof Dr. Ahmet Yaşar Ocak, “Menakıb’ul-Kudsiyye fi Menasıbi’l-Unsiya” adlı makalesinde, Seyit Ahmet Hazretlerinin II. Osmanlı hükümdarı Sultan Orhan Bey zamanında yaşamış olduğunu kabul etmektedir. A.Gölpınarlı, Seyyid Ahmet Hazretlerinin, Amasya’da Ulu Arif Çelebi ile görüştüğünü bildirmektedir. Seyit Ahmet-i Kebir’in Lâdik’te olduğunu belirten, “Vakıflar Genel Müdürlüğü Kültür ve Tescil Dairesi Başkanlığı ” arşivinde , şahsiyet kayıtları da halen mevcuttur. 490 Numaralı Amasya Muhasebe Defteri’nin 511. sayfasında: “Vakf-ı Zaviye-i Kutb’ul-Arifin ve Gavsü’l-Vasilin es-Seyyid Şeyh Ahmed-i Kebir Kasaba-i Lâdik. 1124 H./1712 M.” tarihi tesbit edilmiştir. “ Genel Ahbar “adlı eserden ,Seyit Ahmet Hazretlerinin 63 yıl ömür sürdüğü, 40 yıl seyahatle ve dünya işlerinden ayrılıp ilimle meşgul olduğu ve kendi yaptırdığı camide gömülü olduğu anlaşılmaktadır. Caminin vakfiyesi 1351 tarihlidir. (Şu anda bu cami ile ilgili bir kalıntı yoktur). Yaya olarak 7 defa hacca gittiği ve Kur’an-ı Kerim’i ömrü boyunca 1.000 kere hatmettiği yine aynı eserde belirtilmektedir.
|
|
1024x768 piksel çözünürlük önerilir.
© T.C. Ladik
Kaymakamlığı